Grammy'de BTS Gettosu
Akademi Grammy ödüllerinin 69. kez düzenlenme heyecanıyla yetinmeyip bu sene de tartışma yaratacak belli kararlar almaya oynadı, her sene neden takip etmediğimi daha sert hatırlatıyorlar ama Recording Academy’nin o yıllanmış, kulis kokan ve yoran bürokrasisi bu kez öyle bir duvara tosladı ki, dramasını izlemesi en azından acayip keyifli.
Mevzu şu: BTS kepenkleri kapatıp, Grammy’yi boykot kararı aldı. Adaylık başvurusu yapmıyorlar hatta törene de ayak basmıyorlar.
Peki durup dururken mi oldu dersin? Elbette hayır, akademi kendi çapında zekice bir "kapsayıcılık" hamlesi yaptığını sanıp vitrine yeni ödül kategorisi koydu: "Best Asian Pop Music Performance" (En İyi Asya Pop Müzik Performansı).
Pazarlarken başarılı oldukları yanılgısındalardı herhalde ama alkış beklerken sert kayaya çarptılar tabii. Dışarıdan “şık” duran bu kutu, aslında eğlence endüstrisinin yıllardır bıkmadan uyguladığı en sinsi numara: Kendi gettosunu yaratıp ana sahneden uzak tutmak.
Küresel Devleri Çitlerin Arkasına İtme Sanatı
Grammy yönetimi ezelden beri Batı merkezli endüstiriyi korumak için aynı numarayı çekiyor. Siyahi müzisyenlerin taş gibi albümlerini ana kategorilerden itinayla sıyırıp "R&B" ya da "Traditional Country" çekmecesine kitlemelerinden bu kafayı çok iyi tanıyoruz. Şimdi aynı paravanı Asya’dan çıkan müzik kültürü için kuruyorlar.
Verilmek istenen mesajın özü tam olarak şu: "İstediğiniz kadar listeleri altüst edin, stadyumları doldurup sektöre çuvalla para kazandırın... Ama 'Album of the Year' veya 'Record of the Year' gibi esas sahnede dışarıdan katılımcılar olarak diğerleriyle yan yana duramazsınız. Sizin için belirlediğimiz bu sınırı belli bölgede kendi aranızda takılın, biz de 'bakın Asya kültürünü kucaklıyoruz' diye PR’ımızı yapalım."
Yıllarca lavukları sırf reytingleri tavan yaptırsınlar diye törene çağırıp sahnede koşturdular, iş majör ödülleri dağıtmaya gelince oyunun kuralları değişiyor. "Özel kategori" dedikleri şey, bu ayrımcılığı resmiyete dökmekten başka bir şey değil.
BTS'in Şekli: Sizin Onayınıza Muhtaç Değiliz!
BTS üyeleri tam da bu noktada Instagram’dan aynı anda paylaştıkları o tek cümlelik mesajla konuyu özetledi. Açıkçası oturup BTS dinleyen biri değilim ama kendilerinin ulaştığı kitleyi ve sektördeki ağırlığını görmezden gelmek imkansız.
Mesajda dedikleri şey son derece netti: "Müziği haritalara, dillere bölüp kutulara hapsetmeyi bırakın; bırakın şarkılar sadece kendi sesiyle, olduğu gibi duyulsun."
Bu hareketin arkasındaki alt metinde benim gördüğüm üç net mesaj var:
- Tiyatronuzda Figüran Olmayız: Batı’nın o yapmacık "bakın ne kadar kucaklayıcıyız" şovunda vitrin süsü olmaya hiç niyetleri yok.
- Ellerindeki Gücün Farkındalar: Yaratılan etkinin, arkalarındaki kemik komünitenin ve doldurdukları stadyumların gücüyle, Los Angeles’ta oturan muhafazakar akademi üyelerinin insafına kalmadıklarını biliyorlar.
- Dil Bir Sınır Değil: Farklı bir dilde müzik yaparak küresel çapta bu kadar alan kaplayan bir ekibi "yabancı/egzotik" kutusuna tıkıp kenara atamazsınız.
Küçük Bir Değerlendirme
Yıllardır süslü ambalajlarla "müziğin en prestijli adresi" diye pazarlanan kurumların, günün sonunda sadece kendi konfor alanını korumaya çalışan gatekeeper’lardan ibaret olduğunu zaten biliyorduk.
Bu çapta görünürlüğü olan bir grubun çıkıp "Sizin masanızda oyun oynamıyoruz" demesi görülmesi gereken bir duruş. Birilerinin onayını beklemek yerine kendi temsilini kendi eline almak, o masayı tekmelemek işte bu punktır ha!
Şeklimiz BUDUR!